TUZ  GÖLÜ  TUZLALARINDA  HAM  TUZ  ÜRETİMİ

 

Esat Uyanık

Tekel Kaldırım Tuzlası, Şereflikoçhisar, Ankara

Evaporitler Tuzlar Semineri 19-23 Ocak 2004, Ankara

 

                    

 

 

 

ÖZET : Tuz Gölü  , 1660 km2’lik ortalama yüzey alanı ile Türkiye’nin ikinci büyük  gölü olmasının yanı sıra dünyanın sayılı tuzlu göllerindendir. Gölde ham tuz üretimi,  Tekel A.Ş.’ye ait  Kaldırım, Kayacık ve Yavşan Tuzlalarında, havuzlama sistemleri üzerine uygulanan güneş evaporasyonunun çökelttiği tuzun çıkarılmasıyla gerçekleştirilmektedir.Tuz Gölü’nden  üretilen tuz, Türkiye tuz ihtiyacının %70-80 ‘ini karşılamaktadır.                                                             Güncel Tuz Gölü;  İç Anadolu Bölgesi’nde,  Konya Kapalı Havzası’nın bir parçası durumunda olan, Tuz Gölü Alt Kapalı Havzası’nın  kuzeydeki  en çukur yerinde konumlanmış, Ankara’nın yaklaşık 150 km GGD’nda  yer alan,  tektonik kökenli, sığ, tuzlu bir göldür. Göl alanı Ankara, Konya ve Aksaray il sınırları içerisinde bulunmaktadır.

        Anadolu’da ilk tuz üretimine kimler, ne zaman başladı ? Hangi üretim yöntemlerini kullandı ? Bu konuda yazılı kaynak bulunmamakla birlikte , insanlığın tuzlu tarihinden bu yana Tuz Gölü’nden tuz üretimi yapıldığını varsaymak gerekir.  Yazılı kaynaklara göre, 17.yy’da  Osmanlı Padişahı 4. Murat daha fazla tuz üretmek ve ulaşımı sağlamak için , Kaldırım Tuzlası bölgesindeki gölün en dar yerine,  kaldırım taşlarından bir “Kaldırımlı Set (Geçit)” yaptırmıştır. 1879 – 1930 yılları arasında bazı devlet monopolleri ile birlikte tuz üretim ve satışları da yabancı şirket ve idarelere bırakılmıştır. Cumhuriyetin ilanından sonra tuzlalar  “ Tuz İnhisarı”  adındaki geçici bir idareye bağlanmıştır.                                                                                                             Cumhuriyetle birlikte Türkiye ekonomisinin yeniden yapılanmasına paralel olarak, 1932 yılında mevcut devlet tekelleri birleştirilmiş, tuz işleri de Tekel Genel Müdürlüğünün görevleri  içerisine alınmıştır.  1936 yılında çıkan“ 3078 Sayılı Tuz Kanunu “  ülkemizdeki ham  tuz üretiminin yalnızca Tekel tarafından yapılması sağlanmıştır.

        26/06/2001 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 4683 Sayılı “Maden Kanununda Değişiklik Yapılmasına ve Tuz Kanununun Yürürlükten Kaldırılmasına İlişkin Kanun” ile de 3078 sayılı Tuz Kanunu  yürürlükten kaldırılarak tuz “Maden Kanunu” kapsamına alınmıştır.

        Tekel Tuz Sanayii Müessesesi Müdürlüğü tarafından yürütülen ülke ham tuz üretimi, 1998 yılından bu yana yapılan bir dizi mevzuat değişikliği ile özelleştirme sürecine girmiştir. Bu aşamada öncelikle, Tekel bünyesinde iken, verimlilik ve karlılık yönünden ekonomik gereklere uygun olmayan,  kaya ve kaynak tuzlalarının bir kısmı kapatılmış , bir kısmının da “İşletme Ruhsatları ve Buluculuk  Haklarının Devri” suretiyle özelleştirilmesi sağlanmıştır.

        Bu kapsamda,  ham tuz üretiminde devlet tekelinin kaldırılması anlamına gelen kanuni düzenlemeler, Tuz Gölü  ve Deniz Tuzlalarının da özelleştirilmesine imkan verecek sürecin  başlamasını  sağlamıştır.

        Tuz Gölü , ülkemizin en önemli tuz üretim merkezi  olmasının   yanı sıra, henüz harekete geçirilememiş turizm potansiyeli ve zengin ekosistemi ile korunmaya muhtaç bir doğal güzellik sunmaktadır. Bu amaçla, 14/09/2000 tarih ve 2000/1381 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Tuz Gölü ve etrafındaki alan Özel Çevre Koruma Bölgesi ilan edilmiştir.

 

1.GİRİŞ : Tuz en genel anlamıyla ; bir asidin veya bir oksidin bir baza veya bir bazik okside ya da bir asidin bir madene etkimesiyle meydana gelen bileşiği ifade etmektedir.

Konumuz olan ve Tuz Gölü’nden ürettiğimiz Tuz (Halit) NaCl ise ; kristal yapılı sodyum klorür bileşiğinden oluşan tuzu ifade etmektedir. Tuz kolayca ufalanabilen, kokusuz, suda eriyebilen bir mineraldir. NaCl, iyonik bağlı bir bileşiktir. Na+ ve Cl iyonlarının elektrostatik çekim kuvvetiyle birbirini çekmesinden oluşur.Molekül ağırlığı 58,454 olan tuz saf halde iken, ağırlıkça % 39,34 Sodyum ve %60,66 Klorür içerir. Kristal yapısı kübiktir. Yoğunluğu 2,10-2,55 gr/cm3 sertliği ise 2,5  dur. Ergime derecesi 800,8 Co , kaynama derecesi ise 1412 Co dir. Buharı büyük ölçüde Na+Cl iyon çiftlerinden ve kısmen de Na+ ve Cl iyonlarından oluşur. 100 gr suda  Oo C ‘ta  37,5 gr  ve  100o C ‘ta 39,8 gr tuz doymuş tuzlu eriyik oluşturur. Tuz havadaki nemi kapacak kadar higroskopik özellik gösterir. Bu özellik suda kolayca çözünmesini sağlar. İçinde ağırlıkça %26,3 NaCl içeren bir çözelti –23°C’de donar. Yüksek basınç altında tuz plastik özellik gösterir.                                                                                                                 Tuz saf halde iken renksizdir. Doğadan  üretildiği şekliyle, özellikle kaya tuzunun rengi  gri, sarı, kırmızı hatta mavi ve yeşil olabilmektedir. Tuzdaki renklenmeyi bünyesindeki yabancı maddeler ve kil vermektedir. Tuz gölü tuzu ise beyaz bir görünüm arz eder.

        Tuz,  Türkiye’de Tuz Gölü’nden  Ankara - Şereflikoçhisar Kaldırım , Kayacık tuzlaları  ve  Konya – Cihanbeyli  Yavşan Tuzlası’ndan,                                                                            

        Ege Denizi’nden  İzmir “Çamaltı  Deniz Tuzlası” ve  Balıkesir “Ayvalık  Deniz Tuzlası’ndan” ,

 Çankırı, Yozgat “Sekili “,  Iğdır “ Tuzluca “  ve  Kars  “Kağızman” kaya tuzlalarından,

 Genelde İç, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da bulunan  tuzlu su kaynaklarından  oluşan muhtelif  kaynak tuzlalarından  elde edilmektedir.

Ekonomik değer  taşıyan  tuz kaynakları katı ve sıvı olarak ikiye ayrılmaktadır. Tuz sıvı  halde; denizlerde,  tuzlu göllerde, tuzlu su kaynaklarında ve katı halde ise kaya tuzu şeklinde bulunmaktadır. Tuz göllerinin bir kısmı eski deniz yataklarının kalıntısı olabileceği gibi, bazıları da geniş yer çöküntülerinde, bölgedeki kaya tuzlarını eriterek geçen tuzlu suların bu çukurlarda toplanmasıyla  oluşurlar.                                                                                                                             Dünya üzerindeki en büyük  katı tuz  yatakları Silüriyen, Permiyen ve Oligo-Miyosen devirlerinde oluşmuştur. Bunlar tuz domları  ve tuz kayaları şeklinde bulunmaktadırlar. En derin ve kalın kaya tuzu yataklarına Kuzey Almanya ve Kuzey Amerika’da rastlanmaktadır.

Tuzlu su göllerine , tuzlu su kaynaklarına ve  kuyularına  dünyanın hemen her ülkesinde rastlanılmaktadır. Dünyanın en büyük tuz gölü Amerika’da Great Salt Lake ‘dir. Ülkemizdeki Tuz Gölü ve Filistin’deki Lut Gölü’de dünyanın en önemli tuzlu gölleri arasında sayılmaktadır.               Yaz aylarında tuzluluk konsantrasyonu artan tuz gölleri , suyun  buharlaşması sonucunda adeta bir tuz tavası haline dönüşürler                                                                                          Tuz günümüzde yaklaşık 14.000 farklı kullanım alanı ile insanlık için en önemli ve en değerli maddeler sıralamasında ilkler arasındadır. Tuz tüm canlılar için bir yaşamsal maddedir. Tuz olmaksızın dünya üzerinde canlı yaşamının sürdürülmesi mümkün değildir.Bugünkü modern işletmecilik yöntemlerinin bilinmediği eski çağlardan bu yana tuz üretimi yapılmıştır. Eski insanlar tuz elde edebilmek için , tuzlu suyu yanan bir ateşin üzerine serperek külle karışık tuz almak, 7-8mm çapındaki              ipleri tuzlu suyla ıslatarak kristalleşen tuzları toplamak, bir ateşin üzerine yerleştirilmiş oluklu tuğlalardan tuzlu suyu bir satıh halinde geçirmek yoluyla tuz elde etmek, düşük tuzluluktaki kaynak sularını rüzgara karşı kademeli tahta, çalı ve sazlardan yapılmış eğimli çitler üzerinden akıtmak gibi ilkel yöntemlerle tuz üretmişlerdir.                      .                                                                                                    Türkiye ham tuz üretiminin yaklaşık %70 - 80 ‘i  Tuz Gölü’nden üretilmektedir. Tuz Gölü tuzlaları, üretim makineleri, taşıma araçları ve  yığınlama kapasiteleri arttırıldığı takdirde Türkiye ihtiyacının tamamını karşılayabilecek ve yurt dışı pazarına tuz verebilecek potansiyele sahiptir. Tuz gölünden üretilen ham tuzun NaCl tenörü %97-99 gibi çok yüksek bir orandadır.

Türkiye ve dünya için çok önemli tuz kaynaklarından birisi olan Tuz Gölü, gereken önlemlerin alınmaması halinde ciddi bir çevresel kirlilik tehdidiyle karşı karşıya bulunmaktadır. Özellikle , DSİ tarafından, çok iyi amaçlarla yapılan Ana Tahliye Kanalına, Konya il merkezi atık sularının boşaltılması ve bu atıkların  zaman zaman göle ulaşması, en önemli kirlilik problemi olarak ortada durmaktadır. Ayrıca, çevre yerleşim birimlerinden kaynaklanan atıkların olumsuz etkileri, , Peçenek Deresi alüvyonları, Uluırmak ve daha küçük ölçekli derelerden gelen kirli sular Tuz Gölü’nü tehdit etmektedir. Bu durum göl ve Türkiye ekonomisi açısından da olumsuzlukları beraberinde getirmektedir.                                                                          

2. TUZUN  KULLANIM  ALANLARI ve DÜNYA TUZ TİCARETİ:

 

Temel besin maddelerinden biri olan tuz, çeşitli sektörlerdeki geniş kullanımın yanı sıra, özellikle hızla gelişen kimya sanayinin çok önemli bir  ham maddesidir. Dünya tuz tüketiminin yaklaşık %90’ı sanayileşmiş ülkelerce gerçekleştirilmektedir. Sektörel gelişmelere paralel olarak tuz kullanımının yaygınlaşması ile birlikte, dünya tuz üretimi de  20. yüzyılın başından itibaren hızla artmıştır. 1900 ‘lü yıllarda yaklaşık 10 milyon ton olan dünya tuz üretim düzeyi,  2000 yılında 213 milyon tona, 2001 yılında 225 milyon tona ulaşmış, 2002 yılında ise 210 milyon ton olarak gerçekleşmiştir. Tuz üretimi artışındaki en büyük etken, kimya sanayindeki gelişmelerden kaynaklanmıştır.                                                                                                              Dünya tuz üreticisi ülkelerin  sayısı 100 civarında olmasına karışın, toplam üretimin %90 ’ı 1 milyon tonun üzerinde üretim yapan 20 ülke tarafından gerçekleştirilmektedir. Avrupa Tuz Üreticileri Birliği verilerine göre, günümüzde, uluslar arası tuz ticaretinin 25 milyon ton olduğu, bu miktarın 9 milyon tonunun AB ülkelerince ihraç edildiği , yine AB ülkeleri tarafından 4,5 milyon ton tuzun da ithal edildiği anlaşılmaktadır. Tuz ihracatçısı ülkeler arasında Avustralya ve Meksika 6milyon ton, Hollanda 3 milyon ton, Almanya 2,5 milyon ton ile ilk sıralarda yer almaktadır. Dünyanın en önemli tuz ithalatçısı ülkeleri  Japonya 7 milyon ton,  A.B.D  5 milyon ton olup,  onları   Batı ve Kuzey Avrupa Ülkeleri izlemektedir.

        Tuz “Yük de ağır pahada hafif” bir maden olması nedeniyle, taşımacılık giderleri maliyeti  fazlasıyla  etkilemektedir. Tuz ihracatında söz sahibi olabilmek için, deniz yollarını ve yüksek tonajlı gemileri  kullanmak gerekir. Ülkemizin en önemli tuz üretim potansiyeline sahip Tuz Gölü’nün Anadolu’nun ortasında ve denizlerden uzakta bulunması, gölün Akdeniz ve Karadeniz’deki limanlara demiryolu bağlantısı bulunmaması, ihracat kabiliyetimizi sınırlandıran en önemli etkenlerdir. Tuzu karayolu ile taşımak,  maliyetleri , üretim maliyetinin

çok katlarına çıkarmaktadır. Ülkemizin özel sektör kanalı ile KKTC, İsrail, Balkan Ülkeleri, Türk Cumhuriyetlerine gibi ülkelere gerçekleştirdikleri yarı mamul ve mamul tuz ürünlerinin miktarı 10 bin tonlar gibi çok düşük miktarlarda kalmaktadır.Sanayi ve teknolojinin sürekli  gelişimi tuzun kullanıldığı yeni alanların doğmasına neden olmuştur. Tuzun günümüzde yaklaşık 14.000 kullanım alanı  bulunmaktadır.                                                                                                         Dünya tuz üretiminin yaklaşık %65 ‘i sodyum karbonat, klorin, kostik soda ve sodyum sülfat üretiminde  kullanılmaktadır. İkinci dünya savaşından sonra gelişen,  diğer bir tuz kullanım alanı da %10 -12 pay ile karayollarında buzlanmayı önlemek için kullanılan tuz miktarıdır. Tuzun gıda maddesi olarak kullanım miktarı, dünya nüfus artışına bağımlı olmak üzere bugün için % 10 -15 civarındadır.

Günümüzde yetişkin bir insanın tuz tüketimi 10-15 gr kadardır. Tuz insan vücudu için, tam da ‘Azı karar çoğu zarar’ deyişi ile ifade edilebilecek bir maddedir . Hücre içi ve dışı elektrolitik dengenin sağlanmasında ve vücudun sıvı dengesinde önemli bir rol oynamasına karşın, fazla alındığında yüksek kan basıncına neden olabilmektedir. Tuz, çok çeşitli yiyeceklerin yanı sıra  doğal besinler içerisinde de bulunmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) 2003  son raporuna göre, vücudumuzun günde 5 gramdan az sodyuma, 2 gramdan az sodyum klorüre ihtiyaç duyduğu ifade edilmektedir. Bu durumda  vücut için günlük 3-6 gr tuz alınması yeter ve karar miktar olabilecektir.                                                                           Ülkelerin tuz tüketimi ,gelişmişlik düzeyleri ile doğru orantılı olarak artmaktadır. Dünya kişi başına yıllık tuz tüketimi  30-31 kg kadardır. Ülkemizde kişi başına tuz tüketimi dünya ortalamasının bir miktar üzerindedir. Gelişmiş ülkelerde bu miktar 100-200 kg seviyesine kadar çıkmaktadır.

 

Tablo -1   Tekel  Tuzlaları  Yıllara Göre Tuz Üretim Tablosu                              (Bin Ton)                                                                                    

Tuzla Adı

1997

1998

1999

2000

2001

2002

2003

Çamaltı

514

431

557

516

502

399

543

Ayvalık

18

8

10

16

20

13

13

Deniz Toplam

532

439

567

532

522

412

556

Kayacık

908

597

404

473

435

628

621

Kaldırım

407

458

484

535

462

585

551

Yavşan

379

563

491

427

350

503

500

Göl Toplam

1.694

1.618

1.379

1.433

1.247

1.716

1.672

Çankırı

42

49

42

48

24

44

3

Sekili

15

14

15

14

16

7

0

Tepesidelik

6

7

6

3

0

0

0

Tuzluca

14

15

11

9

3

7

0

Kağızman

8

9

11

9

3

7

7

Kaya Toplam

85

94

89

85

47

61

10

Kaynak Topl.

18

19

19

16

0

0

0

Genel Toplam

2.329

2.170

2.054

2.067

1.816

2.189

2.238

 

 

Tekel  Tuz Sanayii Müessesesi bünyesinde faaliyet gösteren 2 deniz, 3 göl ve 4 kaya tuzlasının  toplam üretim miktarları baz alındığında ,  Tuz Gölü tuzlalarının 2002 yılındaki üretim içerisindeki payları %78,40 kadardır. 2003 yılında ise bu pay % 74,71  seviyesinde gerçekleşmiştir.

 

Tablo -2  Ülkeler İtibarıyla Ham Tuz Üretimi                                                 (Milyon Ton)                                                                                    

Ülkeler

1995

1996

1997

1998

1999

2000

2001

2002

 

A.B.D

42

40

42

41

45

46

45

40,3

 

Çin

25

27

29

31

28

31

31

32,8

 

Almanya

11

11

16

16

16

16

16

15,7

 

Hindistan

10

10

10

10

15

15

15

14,5

 

Kanada

11

11

14

13

13

12

13

12,3

 

Avustralya

8

9

9

9

10

9

10

9,9

 

Fransa

7

7

7

7

7

7

7

7

 

Meksika

8

8

8

8

7