İLÇEMİZE YAPILMAKTA OLAN İÇME SU ŞEBEKESİNİN %45 DÖŞENDİ...       KARABÜK KÖYÜN PİLAV SENLİGİNİ YAPTI...       BERAT ÇÖMERTOGLU MESLEK YÜKSEK OKULUNDA 2006-2007 YILI MEZUNİYET TÖRENİ DÜZENLENDİ...       3.06.2007 PAZAR GÜNÜ HAYDARLI KÖYÜ TARAFINDAN ŞENLİK DÜZENLENİYOR...      
Şereflikoçhisar Kaymakamlğı Resmi Web Sitesi

T.C. ŞEREFLİKOÇHİSAR KAYMAKAMLIGI YENİ WEB SAYFASI HİZMETE GİRMİŞTİR TÜM KAMU KURUM VE KURULUSLARIN ULASIM LINKLERI OLDUGU GIBI İLÇEMİZ HAKKINDA DA BİLGİLER BULUNMAKTA VE KAYMAKAMLIK İRTİBAT ADRESLERİ BULUNMAKTADIR

Kuruluş Yılı

 1891

Yüzölçümü:

 2034

Nüfusu:

2000

59.128 

1997

55.443 

Uzaklık:
İl Merkezine: 150 km  

www.yerelnet.org.tr
                                                                                                                                                                                                    
 KÜLTÜR VE TURİZM

  GELENEK VE GÖRENEKLER

Bugün köylerin boşalması ile garip ve öksüz kalan köy odalarımız mevcuttur. Köye gelen tanrı misafirleri özellikle yol üzeri köylerinde en iyi şekilde ağırlanır ve ihtiyaçları giderilirdi. Kış aylarında köylülerin bir araya geldiği büyük bir eğitim yuvası olan Köy odaları vardı. Koçhisar'da Ramazan: Her yerde olduğu gibi, ilçemizde de Ramazan ayı insanlarımızın büyük aşk ve şevk içinde idrak edilmektedir. Koçhisar'da özel tahinli Ramazan pideleri vardır. Her aile Ramazanda iftar davetleri verir. Zenginlerimiz fakir halka gıda yardımında bulunur. Kış aylarında arabaşı denilen bir toplu ziyafet vardır. Acılı, özel hindi, tavuk gibi kanatlı hayvan etinden çorba, bir de çoközel olarak yapılan hamuru vardır. Önce hamur kaşıkla alınır, çorba ile çiğnenmeden içilir. Saya gezileri: Kış yarılandığında mahalle veya köyün yeni delikanlıları çeşitli kıyafet değişiklikleri ile ev ev gezer, taklitler yaparak eski dönemlerde ziyaret için gerekli gıdaları şimdilerde ise gönlünden geçen paraları alırlar. Şereflikoçhisarlılar olarak medarı iftiharımız Aziz Mahmud Hüdayi gibi Anadolu'yu aydınlatan ilim irfan sahibi büyüklerimiz vardır.

 

      TUZ GÖLÜ VE TURİZM
     
Ankara'dan Şereflikoçhisar'a doğru ilerlerken batı yönündeki ışıltılarla kendini fark ettiriyor Tuz Gölü. Yoğun beyazlık, tuz kristallerinin tayfları, insan beyninde kaçınılmaz kar ve buz çağrışımı yapıyor. Ayaklarınızı kıyıdaki bir karış suya sokana kadar da bu duygudan kurtulamıyorsunuz. Donma derecesine yakın bir ısıya hazırlıyor beden kendini. İlk adım şaşırtıyor, ikincisi alıştırıyor, üçüncüsü ayaklarınızın altındakinin tuz olduğunu kabul ettiriyor. Ve tuzu düşünüyorsunuz: Yaşamın en önemli uzantılarından, hatta vazgeçilmezlerinden biri... Bedenimizde yüzde 3.5 oranında bulunan tuz... Doğanın dengesine eşsiz bir göndermedir bu, çünkü dünya denizlerindeki tuz oranı da yüzde 3.5! Melendiz Suyu dışında birkaç küçük dere ve yeraltı tuzlu su kaynakları ile beslenen Tuz Gölü'nde bulunan üç tuzlada, Türkiye'nin yıllık tuz ihtiyacının yüzde 64'ü olan 1 milyon ton tuz elde ediliyor. Tekel tarafından işletilirken özelleştirmeyle  özel sektöre devr edilen tuzlalardaki tuz yataklarına dönem dönem verilen doymuş tuzlu su, bir süre sonra çekiliyor. Çökelmiş olan tuz, kazma kürek kullanılarak zeminden alınıyor, vagonetlere yüklenerek geniş bir raylı ulaşım sistemiyle kıyıdaki depolara ulaştırılıyor. Depolarda kamyonlara yüklenen tuz, Şereflikoçhisar'da yoğunlaşan özel işletmelerde yıkanıyor. Havuzlarda tekrar tekrar yıkanan ve işlenen tuz çuvallanarak sanayide kullanılmak üzere Türkiye'nin dört bir yanına dağıtılıyor.

Osmanlı döneminde ise kendiliğinden oluşan tuz bloklarını kırarak hemen gölün kıyısında satarlarmış, sonra da develere yükleyerek dağıtımını yaparlarmış. Zaman içinde depolar oluşturulmuş. Göle, pâreli hat denilen bir ana dekovil hattı döşenmiş. Böylelikle her yıl gölün değişik bölümlerinden tuz toplanmaya başlanmış. 1970'lere kadar uygulanan bu yöntemin elverişli olmaması nedeniyle vazgeçilip, halen kullanılmakta olan tuzlalar inşa edilmiş. 1500 kilometrekarelik yüzölçümüyle Türkiye'nin ikinci büyük gölü olan Tuz Gölü'nün çevresindeki yerleşimlerde tarım kültürünün ve göçün ağırlığı hissediliyor. Göç, Türkiye'nin birçok bölgesindeki karakteristik özelliğini burada da koruyor. Geçmiş yıllarda farklı coğrafyalardan kalkıp gelen değişik kültürler göl çevresinde köylerini kurmuş durumda... Hayvancılık ve tarımsal üretimin yapıldığı göl çevresinde en dikkat çekici yan, gölün hemen kıyısında üretilen kavun ve karpuz... Göl suyuna bırakılan herhangi bir nesnenin çok kısa bir sürede tuzdan bir örtüyle kaplanmasına rağmen, kıyıda yetiştirilen kavun ve karpuzların şekerpare kıvamında bir tatlılığa sahip olması insanı hayrete düşürüyor. Tarımsal kültürün uzantısı olarak değerlendirilebilecek olan testi yapımı da bölgede son derece farklı. Ustaların iddiasına göre yalnızca Türkiye'de değil, tüm dünyada tuz testisi'ni yalnızca onlar yapıyorlarmış. Babadan oğula geçen bu üretimin esası toprağa tuz katılarak, terleyebilen testiler yapmak. Bu testiler özellikleri sayesinde buzdolabı işlevi görüyor ve yüksek sıcaklıkta dahi suyu soğuk tutuyorlar. 200 testilik toprağa on kilo kadar tuz katıyorlarmış. Bu oran son derece hassas. Tuz fazla konduğunda, pişme aşamasında testi patlıyor, az konduğunda ise terleme gerçekleşmiyormuş. Tuz testisinin özellikleri burada bitmiyor. Sıradan bir testi, taze suyun kokusunu ve tadını bozmadan ancak beş-altı ay koruyabilirken, tuz testisi dört-beş yıl boyunca suyun tazeliğini koruyabiliyormuş.

Tuz Gölü civarında tarihe ışık tutabilecek kalıntılar henüz yeterince araştırılmış değil. Roma Dönemi'nde yapıldığı sanılan, gölün doğu yakasıyla batı yakasını birleştiren kaldırımlı yol, Şereflikoçhisar ile Haymana yönündeki Kulu arasında bir köprü oluşturuyor. Eski dönemlerde kervanların batağa saplanmamaları için yolun iki yanına dikilmiş mermer sütunların önemli bir kısmı halen mevcut. Yol ise, yığma toprakla göl seviyesinden yaklaşık bir metre yükseltilmiş durumda. Gölün iç kesimlerinde yer alan ve Büyükada denilen adada da küçük bir kilise kalıntısı ile yine Roma Dönemi'ne ait, yol güvenliği için kurulduğu sanılan bir muhafız barınağının kalıntılarına rastlamak mümkün. Diğer yandan, bölgede sıkça görülen kızıl kaya dikitleri ise, köylülerin iddiasına göre 1. Dünya Savaşı'nda hayatlarını yitiren insanların mezar taşları... Çok sayıda höyüğün bulunduğu bölge, turistlerin de ilgisini çekiyor. Kapadokya turlarının uğrak yerlerinden biri olan Tuz Gölü'ne gelen ziyaretçiler, berrak suyun altında gümüş gibi parıldayan tuzun üzerinde yürürken heyecanlarını gizleyemiyorlar. Tedirgin adımların sıçrattığı su eteklerinde, pantolonlarında önce bir su lekesi yaratıyor; hiç önemsemeden gölde yürüyüşün tadını çıkartıyorlar.

Sanki dünya dışı bir coğrafyanın, bembeyaz bir gezegenin ziyaretinden dönüyormuşçasına otobüslerine geri döndüklerinde, kuruyan su lekesinin geride bıraktığı ince tuz tabakası, ömürleri boyunca hatırlayacakları bir anının billur izini bırakıyor onlarda

HÖYÜKLER

Çatalhöyük

Ankara yolu üzerinde Akin Köyüne ayrılan yerdedir.M.Ö.1000, 2000, 3000 Yıllarına aittir.

Akin Höyüğü

Akin Köyündedir. M.Ö. 3000 yıllarına ait seramik parçalar bulunmuştur

 Harman Höyük

Büyük Damlacık Köyünün Kuzeydoğusunda Harman olarak adlandırılan yerdedir M.Ö. 3000

Kül Höyük

Şanlıkışla Köyündedir. Tunç ve demir çağı yerleşmeleri mevcuttur.

Yayla Höyüğü

Hındıllı Yaylasında bulunmaktadır. Türk-İslam Dönemine ait seramik parçaları bulunmaktadır

Baravan Höyüğü

Karamollauşağı Köyüne giden yoldadır. M.Ö. 2000

Kadı Höyüğü

Şereflikoçhisara 5 km aynı adlı yerde bulunmaktadır.

Karakuyu Höyükleri

Büyük Damlacık Köyüne uzanan yol üzerindedir. M.Ö. 3000

Elemenli Höyüğü

Hamzalı Köyünün kuzeyinde, Hamzalı ovasında Hamzalı Han Yolu üzerinde bulunmaktadır.

KALELER

Eski Türkçede koş çift anlamına gelmektedir. Koşhisar çift kale anlamına gelmektedir. Bu isim sonraları Koçhisar olarak değişikliğe uğramıştır.(Kaynak.Geçmişten Günümüze Şereflikoçhisar 96 Mehmet Yücel) Kalıntılardadan iç içe çift kalenin varlığı anlaşılmaktadı.

Başlıca kaleler şunlardır

Toklu Kalesi

Torun ve demirci obası arasındadır. İçinde bir mağara vardır.

Çavuş Kalesi

Çavuş Köyü sınırlarındadır

Parlasan Kalesi

Parlasan Köyü sınırlarındadır

Koçaş Kalesi

Sipahiler ve Üzengilik Köyleri arasında bulunmaktadır

Koçhisar Kalesi

Tüm tarihi veriler Koçhisarın içinde iç içe iki kalenin varlığını göstermektedir. Ancak çok nadir kalıntıya rastlanmıştır.

DAĞLAR

Koçaş Dağı : Denizden Yüksekliği 1554 metre.

Paşa Dağı

Gök Dağ

Karasenir Dağı

Boz Dağlar

Derevenk Dağı

Ala Dağlar

Kızılkale

TÜRBELER

 Hacı Embiya Türbesi (Enbiya Dede Türbesi)

Hacı Enbiya Mahallesindedir.

Yahşiyan Türbesi

Kara Dede Türbesi

 

 

 

ANKARA HAVA DURUMU Kaynak : www.meteor.gov.tr   Click for Ankara, Turkey ForecastClick for Ankara, Turkey Forecast

 

 

 

Şereflikoçhisar Kaymakamlıgı Resmi Web Sitesi MASTER Bilgisayar Tarafından Düzenlenmiştir