|
GELENEK
VE GÖRENEKLER
Bugün
köylerin boşalması ile garip ve
öksüz kalan köy odalarımız
mevcuttur. Köye gelen tanrı
misafirleri özellikle yol üzeri
köylerinde en iyi şekilde ağırlanır
ve ihtiyaçları giderilirdi. Kış
aylarında köylülerin bir araya
geldiği büyük bir eğitim yuvası olan
Köy odaları vardı. Koçhisar'da
Ramazan: Her yerde olduğu gibi,
ilçemizde de Ramazan ayı
insanlarımızın büyük aşk ve şevk
içinde idrak edilmektedir.
Koçhisar'da özel tahinli Ramazan
pideleri vardır. Her aile Ramazanda
iftar davetleri verir. Zenginlerimiz
fakir halka gıda yardımında bulunur.
Kış aylarında arabaşı denilen bir
toplu ziyafet vardır. Acılı, özel
hindi, tavuk gibi kanatlı hayvan
etinden çorba, bir de çoközel olarak
yapılan hamuru vardır. Önce hamur
kaşıkla alınır, çorba ile
çiğnenmeden içilir. Saya gezileri:
Kış yarılandığında mahalle veya
köyün yeni delikanlıları çeşitli
kıyafet değişiklikleri ile ev ev
gezer, taklitler yaparak eski
dönemlerde ziyaret için gerekli
gıdaları şimdilerde ise gönlünden
geçen paraları alırlar.
Şereflikoçhisarlılar olarak medarı
iftiharımız
Aziz
Mahmud Hüdayi
gibi Anadolu'yu aydınlatan ilim
irfan sahibi büyüklerimiz vardır.
TUZ GÖLÜ VE TURİZM

Ankara'dan Şereflikoçhisar'a doğru ilerlerken batı
yönündeki ışıltılarla kendini fark ettiriyor Tuz
Gölü. Yoğun beyazlık, tuz kristallerinin tayfları,
insan beyninde kaçınılmaz kar ve buz çağrışımı
yapıyor. Ayaklarınızı kıyıdaki bir karış suya sokana
kadar da bu duygudan kurtulamıyorsunuz. Donma
derecesine yakın bir ısıya hazırlıyor beden kendini.
İlk adım şaşırtıyor, ikincisi alıştırıyor, üçüncüsü
ayaklarınızın altındakinin tuz olduğunu kabul
ettiriyor. Ve tuzu düşünüyorsunuz: Yaşamın en önemli
uzantılarından, hatta vazgeçilmezlerinden biri...
Bedenimizde yüzde 3.5 oranında bulunan tuz...
Doğanın dengesine eşsiz bir göndermedir bu, çünkü
dünya denizlerindeki tuz oranı da yüzde 3.5!
Melendiz Suyu dışında birkaç küçük dere ve yeraltı
tuzlu su kaynakları ile beslenen Tuz Gölü'nde
bulunan üç tuzlada, Türkiye'nin yıllık tuz
ihtiyacının yüzde 64'ü olan 1 milyon ton tuz elde
ediliyor. Tekel tarafından işletilirken
özelleştirmeyle özel sektöre devr
edilen tuzlalardaki tuz yataklarına dönem dönem
verilen doymuş tuzlu su, bir süre sonra çekiliyor.
Çökelmiş olan tuz, kazma kürek kullanılarak zeminden
alınıyor, vagonetlere yüklenerek geniş bir raylı
ulaşım sistemiyle kıyıdaki depolara ulaştırılıyor.
Depolarda kamyonlara yüklenen tuz,
Şereflikoçhisar'da yoğunlaşan özel işletmelerde
yıkanıyor. Havuzlarda tekrar tekrar yıkanan ve
işlenen tuz çuvallanarak sanayide kullanılmak üzere
Türkiye'nin dört bir yanına dağıtılıyor.
Osmanlı döneminde ise kendiliğinden oluşan tuz
bloklarını kırarak hemen gölün kıyısında
satarlarmış, sonra da develere yükleyerek dağıtımını
yaparlarmış. Zaman içinde depolar oluşturulmuş.
Göle, pâreli hat denilen bir ana dekovil hattı
döşenmiş. Böylelikle her yıl gölün değişik
bölümlerinden tuz toplanmaya başlanmış. 1970'lere
kadar uygulanan bu yöntemin elverişli olmaması
nedeniyle vazgeçilip, halen kullanılmakta olan
tuzlalar inşa edilmiş. 1500 kilometrekarelik
yüzölçümüyle Türkiye'nin ikinci büyük gölü olan Tuz
Gölü'nün çevresindeki yerleşimlerde tarım kültürünün
ve göçün ağırlığı hissediliyor. Göç, Türkiye'nin
birçok bölgesindeki karakteristik özelliğini burada
da koruyor. Geçmiş yıllarda farklı coğrafyalardan
kalkıp gelen değişik kültürler göl çevresinde
köylerini kurmuş durumda... Hayvancılık ve tarımsal
üretimin yapıldığı göl çevresinde en dikkat çekici
yan, gölün hemen kıyısında üretilen kavun ve
karpuz... Göl suyuna bırakılan herhangi bir nesnenin
çok kısa bir sürede tuzdan bir örtüyle kaplanmasına
rağmen, kıyıda yetiştirilen kavun ve karpuzların
şekerpare kıvamında bir tatlılığa sahip olması
insanı hayrete düşürüyor. Tarımsal kültürün uzantısı
olarak değerlendirilebilecek olan testi yapımı da
bölgede son derece farklı. Ustaların iddiasına göre
yalnızca Türkiye'de değil, tüm dünyada tuz
testisi'ni yalnızca onlar yapıyorlarmış. Babadan
oğula geçen bu üretimin esası toprağa tuz katılarak,
terleyebilen testiler yapmak. Bu testiler
özellikleri sayesinde buzdolabı işlevi görüyor ve
yüksek sıcaklıkta dahi suyu soğuk tutuyorlar. 200
testilik toprağa on kilo kadar tuz katıyorlarmış. Bu
oran son derece hassas. Tuz fazla konduğunda, pişme
aşamasında testi patlıyor, az konduğunda ise terleme
gerçekleşmiyormuş. Tuz testisinin özellikleri burada
bitmiyor. Sıradan bir testi, taze suyun kokusunu ve
tadını bozmadan ancak beş-altı ay koruyabilirken,
tuz testisi dört-beş yıl boyunca suyun tazeliğini
koruyabiliyormuş.
Tuz Gölü civarında tarihe ışık tutabilecek
kalıntılar henüz yeterince araştırılmış değil. Roma
Dönemi'nde yapıldığı sanılan, gölün doğu yakasıyla
batı yakasını birleştiren kaldırımlı yol,
Şereflikoçhisar ile Haymana yönündeki Kulu arasında
bir köprü oluşturuyor. Eski dönemlerde kervanların
batağa saplanmamaları için yolun iki yanına dikilmiş
mermer sütunların önemli bir kısmı halen mevcut. Yol
ise, yığma toprakla göl seviyesinden yaklaşık bir
metre yükseltilmiş durumda. Gölün iç kesimlerinde
yer alan ve Büyükada denilen adada da küçük bir
kilise kalıntısı ile yine Roma Dönemi'ne ait, yol
güvenliği için kurulduğu sanılan bir muhafız
barınağının kalıntılarına rastlamak mümkün. Diğer
yandan, bölgede sıkça görülen kızıl kaya dikitleri
ise, köylülerin iddiasına göre 1. Dünya Savaşı'nda
hayatlarını yitiren insanların mezar taşları... Çok
sayıda höyüğün bulunduğu bölge, turistlerin de
ilgisini çekiyor. Kapadokya turlarının uğrak
yerlerinden biri olan Tuz Gölü'ne gelen
ziyaretçiler, berrak suyun altında gümüş gibi
parıldayan tuzun üzerinde yürürken heyecanlarını
gizleyemiyorlar. Tedirgin adımların sıçrattığı su
eteklerinde, pantolonlarında önce bir su lekesi
yaratıyor; hiç önemsemeden gölde yürüyüşün tadını
çıkartıyorlar.
Sanki dünya dışı bir coğrafyanın, bembeyaz bir
gezegenin ziyaretinden dönüyormuşçasına otobüslerine
geri döndüklerinde, kuruyan su lekesinin geride
bıraktığı ince tuz tabakası, ömürleri boyunca
hatırlayacakları bir anının billur izini bırakıyor
onlarda
HÖYÜKLER
Çatalhöyük
Ankara
yolu üzerinde Akin Köyüne ayrılan yerdedir.M.Ö.1000,
2000, 3000 Yıllarına aittir.
Akin
Höyüğü
Akin
Köyündedir. M.Ö. 3000 yıllarına ait seramik
parçalar bulunmuştur
Harman
Höyük
Büyük
Damlacık Köyünün Kuzeydoğusunda Harman
olarak adlandırılan yerdedir M.Ö. 3000
Kül
Höyük
Şanlıkışla
Köyündedir. Tunç ve demir çağı
yerleşmeleri mevcuttur.
Yayla
Höyüğü
Hındıllı
Yaylasında bulunmaktadır. Türk-İslam Dönemine
ait seramik parçaları bulunmaktadır
Baravan
Höyüğü
Karamollauşağı
Köyüne giden yoldadır. M.Ö. 2000
Kadı
Höyüğü
Şereflikoçhisara
5 km aynı adlı yerde bulunmaktadır.
Karakuyu
Höyükleri
Büyük
Damlacık Köyüne uzanan yol üzerindedir.
M.Ö. 3000
Elemenli
Höyüğü
Hamzalı
Köyünün kuzeyinde, Hamzalı ovasında Hamzalı
Han Yolu üzerinde bulunmaktadır.
KALELER
Eski
Türkçede koş çift anlamına gelmektedir.
Koşhisar çift kale anlamına gelmektedir. Bu isim
sonraları Koçhisar olarak değişikliğe uğramıştır.(Kaynak.Geçmişten
Günümüze Şereflikoçhisar 96 Mehmet
Yücel) Kalıntılardadan iç içe çift
kalenin varlığı anlaşılmaktadı.
Başlıca
kaleler şunlardır
Toklu
Kalesi
Torun
ve demirci obası arasındadır. İçinde bir mağara
vardır.
Çavuş
Kalesi
Çavuş
Köyü sınırlarındadır
Parlasan
Kalesi
Parlasan
Köyü sınırlarındadır
Koçaş
Kalesi
Sipahiler
ve Üzengilik Köyleri arasında bulunmaktadır
Koçhisar
Kalesi
Tüm
tarihi veriler Koçhisarın içinde
iç içe iki kalenin varlığını göstermektedir.
Ancak çok nadir kalıntıya rastlanmıştır.
DAĞLAR
Koçaş
Dağı : Denizden Yüksekliği 1554 metre.
Paşa
Dağı
Gök
Dağ
Karasenir
Dağı
Boz
Dağlar
Derevenk
Dağı
Ala
Dağlar
Kızılkale
TÜRBELER
Hacı
Embiya Türbesi (Enbiya Dede Türbesi)
Hacı
Enbiya Mahallesindedir.
Yahşiyan
Türbesi
Kara
Dede Türbesi
|